Nisan 2020

Poster

Aydan Dağlar

Duvarın yaralanan yerlerine takıldı gözleri.Kısacık ömrünün geçmek bilmeyen kışlarını hatırlattı bu yaralar ona.Nenesinin iz olur,boyaları sökülür diye bir çerçeve çivisi çaktırtmadığı,poster astırmadığı geldi aklına. Şimdi nenesinin ölümü üstünden yedi bahar geçip sekizinci kışına girerken iki göz evinin tüm duvarlarını imece,ağdalı edebiyat dergilerinden; kalitesiz sahaflardan topladığı posterlerle doldurmuştu.Eşyalarını  topladı kolilere doldurdu.Duvardaki küçük arşivini hevesli arkadaşlarına paylaştırdı. Sadece nenesiyle fotoğrafının olduğu çerçeve  kaldı duvarda.Nenesi ölmeden önce,okulu kazandığı zaman çektirmişlerdi.”Ben okuduğunu göremem de sen mezerime çağır” derdi.Şimdi duvarları böyle yaraladığını görse bastonunun başıyla  dürterdi.

Sırf zamanında astırmadı duvarlara,kapılara diye evde boş duvar bırakmamıştı hıncından.Kötücül bir hınç değildi biliyordu bunu.Hata imkanı tanıdığı hınçları alabiliyordu geçmişten.Tüm hınçlarını,buruk anılarını sırt çantasında taşımıştı bunca yıl.Yeni anılar yaşamak burdaki anıları satmak için taşınıyordu başka bir yere.Uydurduğu neşeli anıları satmak için.

Yalanları ortaya çıkmasın diye dağıtmıştı posterleri biraz da.İmkan bulduğu hatalarına,uydurduğu anılara  tanıklık etmesinler diye.Ama nenesini koydu çantaya.

Yalnız kendine sır aslı,geçmişiydi nenesi de ondan.