Kasım 2020

2020’nin Diyeti

Aydan Dağlar

2020’nin talihsizliklerini konuşuyoruz.Salgınlar,savaşlar,yangınlar binbir zulüm ve talihsizlikler içinde bireysel yaşamlarımıza sahip çıkmaya çalışıyoruz.Ailelerimiz,ilişkilerimiz ve her türlü sosyal çevrede duyulmak ve dinlenmek istiyoruz.Yangından mal kaçırır gibi aceleyle ve çığlık çığlığa anlatıyoruz derdimizi.

Anlatmak,anlatmayı seçmek ilk bakışta şüphesiz daha cesur ve paylaşımcı olmasıyla insani yaklaşımları hakediyor.Tüm bunlara rağmen bir duygudan çok bir seçimi anlatan,bir yanlışı doğrusuyla değil  seçeneklerin çokluğuyla anlatan;tüm manipülatif çabalara rağmen dinlenmekten öteye gidemiyor.Kendi sesini başkasından duyanlar için  kendi vicdanlarına  yönelik yargılar,içgörüler bile her zaman adil bir yargıç olamıyorken;başkasını duymak,dinlemek ve anlamak sahipsiz ama kimsesiz olmayan hisler doğuruyor.Tüm olmuş ve olacaklarıyla yaşamlarına sahip çıkanlar sahipsiz hislerini kalabalık caddelerde terkediyorlar.Kirlenmiş caddeler yalnızca 2020’ye değil her çağda her insana azap veren yaşama dair duyulmayan seslerdir belki de.Geçerken kulaklarınızı tıkamak,başınızı çevirmek aynadaki silüetinizden kaçmanıza yardım etmeyebilir.Anlatmadan önce dinlemeyi,başkasından önce kendini dinlemeyi kirli caddelere ödenmesi  gereken bir diyet gibi görüyorum.

Ormanların sakinliğini,denizlerin berraklığını ve bence yaşamın tadını farketmenin yolu da bu diyeti belki acıyla ama öyle ama böyle ödemekten geçiyor.İşte hayatla bağım bu saydam bantların tuttuğu kendime aitlik hissi.Tüm zamanlar gibi 2020’de saydam bantlarımı,dinlediklerimi ve duyduklarımı zaman zaman kopma noktasına getiriyor.Caddelere sahipsiz hisler doğurmuyorum.Aynalardan kaçamıyorum ve 2020’nin adını ağzıma almıyorum.Çünkü kopan bantlardan ve kirlenmiş caddelerden takvimde değişen rakamlar değil duymadığımız gerçekler sorumludur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.