Ocak 2021

Pandemi ve Mutasyonları

Ayşenur Ateş

Meğer ne çok radyasyon sığdırmışız 2020’ye.

Efsanevi bir yılı geride bıraktık. Normal şartlarda gündelik hayat telaşına düşmüşken,kimsenin aklına gelmeyecek bir sebepten belki de bazılarımız için ömürlerinin en uzun yılını yaşadık .Hiç bu kadar kendi kendimize kalmamıştık. Buna fazla dayanamadık zaten.Çok izleyelim dedik virüsün yayılım hızına kapılıp,viral olmuş her şeyi ilk biz izledik. 12 dil öğrenme kurslarına x2 moduna alıp, kişisel geliştik. Deneysel yemekler pişirip youtuber olma hayalleri kurarken, excel öğrenip girişimcilik deneyimlerimizi sorguladık. Bu durumun kısa süreceğine olan masum inancımız ilk başlarda hepimizi kovalanması gereken bir zamanın telaşına düşürdü. Fakat sonra gerçek, bir parça kumaş maske olarak yüzümüzde yer edindi. Bilim kurgu filmelerinin gerçek olmasına ramak kalmış şu an ki durumda her birimiz içten içe bu duruma alıştık.Kendimizle beraber “eski normallerimizi” de adapte ettik . Bir çok kuruluş sürdürülebilirlik için yeni süreçte organizasyonlarının büyük bir bölümünde dijitalleşmeye gitti ve sürdürülebilirliğini en az yüz yüze dönemde olduğu gibi devam ettirdi. Bununla birlikte yine sanat ve sosyal alanlarda da dijitalleşme ile birçok şeyin başarılabileceği görüldü .Yani aslında içinde olduğumuz sınırların sadece fiziki olduğunu gördük ve biraz daha geniş çerçeveden baktığımız da insanlığın mevcut durumda dünyanın her yanına ve anına ulaşabilecek seviyede oluşu çok da uzak bir geleceğe değil ,telefonlarımızda ki uygulama çeşitliliğine bağlı olduğunu gördük . Aslında her şeyi tek başımıza ve yalnız yapabileceğimizi görmek içten içe bizi korkutup üzerken ,teknolojinin gelişmiş dünyasına da ait olmamıza engel olmadı . Dediğim gibi bir çok şeyi entegre edebildik fakat en temel dürtümüz sosyal yaşama dahil olma isteğini aşamadık .Bu noktada dünyayı bu kadar aşabilirken ,kendi içimizdeki temel duyguları yenememek,bize aslında o kadar da dijital olmadığımızı kanıtladı. Örneğin eğitim ve öğretimin hala yüz yüze ve karşılıklı olabileceğini, aksi durumda verimsiz ve geçici bir çaba olduğunu her platformda gördük . Buna istinaden yine de ayna göndermek isteyenler de oldu tabi. Bununla beraber bu dönemde daha önce hiç görmediğimiz duymadığımız veya daha az anladığımız bir çok şeyle tanıştık. Fedakarlığın tanımını bir doktorun “tüm ilaçları benim üzerimde deneyin” sözleriyle yeniden yaptık mesela . Bir dükkanın veya işletmenin siftah yapması iş ve aşın ne demek olduğunu yeniden anlattı bize . Sokaklarda yasak varken evi olmayan bir insandan çaresizliği yeniden öğrendik. Kendi yuvasına sığamayan bir kadın için acı eşiğinin kuvvetini yeniden sorguladık. Bir çok şeyi daha iyi anladık 20202de umarım 2021’de anladıklarımızdan dersler çıkartıp eskiden bulanık gördüğümüz her şeyi netleştirebiliriz . Anormal dönemin bize kattığı yenilikleri “ normal “olan dönemlerimize sentezleyebiliriz. Bununla birlikte artık elimizde var olan zamanımızın her anını kaybetmeden yaşarız.Zamanı kalmayanlar için ömür bazen 16 saattir. Umut huzur barış ve adaletli bir sene olması temenni ederim iyi yıllar.