Nisan 2021

Kazı

Aydan Dağlar

Adis kimsesiz bir adamdı.Geçimini emekli maaşıyla sağlardı.Zaten masrafı da yoktu.Komşuların getirdiği yemekleri yer,eski kerpiç bir damda yatardı.Yazları soğuk kışları sıcak kerpiç damına, naylon çadıra çaktığı çıtalarla yaptığı gıcırdamayan kapısını; yemek getirmek dışında çalan yoktu.Pilli, omzuna astığı radyosu gündüzleri kazısına, yayan geçtiği yollarına;  geceleri  de yazdan kurulmuş ekşi şarabına eşlik ederdi.Sokak köpekleri,küreği,heybesi,radyoyla aynı telde tutturduğu  ıslığıyla sabah ezanı düştüğü yollardan hava kararırken dönerdi.Yaşını sorsanız “üç otuzluk”  derdi ama yetmişinde yoktu bile.Oysa yanık yüzünde ki halkalarını saymaya kalksanız üç otuzdan çok fazlası ederdi.

Adis’in halkaları güneşte yanmaktan,ekşi şaraptan,çok yol yürümekten değildi.Köklerini salmış çınarların beton molozları arasında suyu ve gübreyi  arayışına benzeyen bir  arayışı vardı onun.Uğruna hapis yattığı,kardeşleriyle arasını açtığı dilini,dinini unuttuğu kazı sevdasına yalnızca para için mi düşmüştü  yoksa yıllar evvel  göç ettirilen adı unutulmuş,yeri  viran edilmiş evlerine,kokusunu doya doya çekemediği  annesine,soyadını sildiği babasına kavuşmak için mi?

Adis yıllarca altın,kelle bulmadan kazdı geçmişini.Belki  hiç varolmamış gibi kazımak istedi köklerini belki anlatmak ve anlamak için güne çıkarmak.Gazete sayfalarından, sınırlardan  çok daha derinde şimdi ekmeğini yediğimiz topraklarda bir zamanlar yaşadığımız gibi özgürce, birlikte yaşayabilme hayalini buldu.

Adis’in yollarına hiç benzemeyen yollarda  gri betonlar,kirli fanuslar arasında rastladığım her yeşillikte, ardına saklandığım maskemi çıkardığımda, karşı balkondan beklenmedik bir selam aldığım da önceden saçılmış tohumların meyvelerini toplarım. Yaşamın öngörülemez oluşunun,hesapların yanlış çıkma ihtimalinin verdiği keyifle,  göğüste yarattığı  baskı arasında bir seçim yapma şansım olsaydı şüphesiz  göğsümde yarattığı  baskıyı  narin bir saksı çiçeği gibi balkonda  besler,öngörülemezlik  keyfini rastladığım arsız tohumlar gibi dört yana saçardım.Çünkü mutlu olmak ve anlayabilmek için etli meyveler  yemek, küp küp altınlar bulmak gerekmiyor. Belki  Adis’in kazdıkça bulduğu, benim sahip olduğumuzu hatırladığım,hatırladıkça sevdiğim ve tutunduğum; bir şaldan, bir damdan, bir şaraptan daha fazla zenginlik değil  insan kalabilme arzusuydu.