Kasım 2021

74 Kere Döndü Dünya Güneşin Etrafında

Aydan Dağlar

…..

Pamuk gibiydi, bembeyazdı ekmek, ben içeri düştüğüm sene
Sonra vesikaya bindi, bizim burada içeride
Birbirini vurdu millet yumruk kadar, simsiyah bir tayın için
Şimdi serbestledi yine, fakat esmer ve tatsız

…….”

Nazım Hikmet-Ben İçeri Düştüğümden Beri (1947)

Nazım Hikmet “Ben İçeri Düştüğümden Beri” şiirini yazalı 74 kere döndü dünya güneşin etrafında. Benim  yaşımdan, yaşamışlığımdan şüphesiz çok çok fazla kere. Fakat geçen zamanda Nazım’ın dizelerini yaşayan, ekmek için adil bir kuyruğa bile giremeyen fidanlar yeni yetme dallarını yılgınlıkla kendi başlarına kestiler. Yakacak bulamayanlara peşkeş çektiler. Meydanlarda yanan ateşler dar sokaklarda söndüler. Şimdi meydanlar hiç olmadığı kadar tekinsiz ve soğuk. Aşkla değil, hakkıyla verilmiş emekle değil, yanan gençlikleriyle ısıtıyorlar büzüşmüş ellerini.

Ceplerindeki deliklerden sızan umutları çöp kamyonlarının kasalarında betonlaşmış, satılmış şehirlerin izbe köşe başlarına uğurladılar bin sövgüyle. Peşinden su atacak kadar yaşlılar toprağın susamışlığını da unuttular. “Bile” diyerek karıncaları ezdiler. Pusulalarını  şaşırıp ağaç diplerinde kırdıkları karıncaları aradılar. Suda balçıkla boğulan balıkları sıcak denizlerden sürüp peşine olta attılar. Şimdi oltalara takılan izmaritleri erken sönmelerine duyulan  hüzünle  yakalıyorlar. Balık tutmanın huzuru yok. Manzaranın eski tadı yok, vergisi çok.

“Boğazlanan bir çocuğun kanı gibi aktı zaman”  çocukları boğazladılar zamandan urganlarla.

“Fakat gün ışıdı her şeye rağmen”  her şeye rağmen; katledilen kadınlar gün gün doğuruyor günleri, güneşi; çocukları gibi. İnatla devam ediyor yaşama dair şeyler. Kimsesiz çocukların kahkahalarıyla çınlıyor eşyasız evlerin kerpiç duvarları. Çığlık çığlığa yıkılan enkazlardan yeni yeni ayrık otları türüyor. Köklerinde çöplüklerde çürüyen umutlardan esintiler var. Efil efil esen rüzgara katılmışlar. Bin sesli ıslıklarla yeşeriyorlar.  

Gayrısı mesela benim Nazım’ı anlamam laf-ü güzaf.