Mayıs 2022

Kendi Çocuklarını Katleden Cadı Medea

Ayşenur Ateş

Medea’nın hikayesini duyanlar vardır belki Kirke’nin yeğeni, İason’nun deliler gibi tutkun aşığı Medea. Önce babası Kolgis Kralı cadi Aiets’in zulmünden kaçmak ve İason’u kurtarmak için öz kardeşini, parçalara ayırıp Karadeniz’in serin sularına attığı söylenir. Babası göz yaşlarıyla tek oğlunu denizden toplayıp, arafta kalmaması için gömmeye çalışırken, Medea sevgilisiyle Kirke’ye sığınır yani yine bir başka kadın cadıya.
İason için bunca fedakarlığa, acıya göğüs geren ve belki de haddinden fazla fedakarlık yapan Medea, yine İason için kendinden ve çocuklarından vazgeçeceği anlatılır.
İason ise Kirke’den sonra sığındıkları şehirde kral olma tutkusunu dindiremeyip mevcut kralın tek çocuğu olan prensesle evlenmek ister. Ve Medea’yı terk eder. Söylenene göre, bu intikam hırsıyla kendi çocuklarını öldürüp İason’un yeni eşine zehirli bir gelinlik gönderip şehri terk eder.
Ya da damatlarının eski ailesinden rahatsız olan Kral tek çareyi bir kadını fakir, evsiz ve çocuklarını elinden alarak tehditsiz hale getirebileceğini düşünerek bulmuştur. Hikayenin aslı nedir bilemeyiz ama binlerce yıl önce de binlerce yıl sonra da aşkın ve tutkunun bir kadın için yine aynı topraklarda aynı işlevleri gördüğünü söyleyebiliriz. Baba baskısından kaçan bir kadının bir erkeğe en çok da özgürlük arzusuyla kapılıp ,geri dönülmez hatalara sürüklenmesi ve yine aynı erkek yüzünden hayatının en büyük trajedilerini yaşadıktan sonra iftiraya uğrayıp toplumdan dışlanması ve cadı ilan edilmesi.
Bu coğrafyanın topraklarında filizlenmiş her kadın tüm hem cinslerinin ruhunda ki yarayı ezberleyerek büyür. Göz göze gelmesi yeterlidir. Bir köşe başında, karanlık bir kuytuda, gündüz vakti yolun ortasında, evinde, okulunda, iş yerinde aynı şeyleri yaşamasa bile benzer yaraları hikayenin en başında ki tek bir cümleden hissedip kalbi ağrıyabilir. Bu topraklar yıllarca dünyanın en kadim medeniyetlerinin evi olmuş , insanlığı büyütüp belki de tüm dünyaya yayılmış erdemlerin beşiği olmuştur. Ama üç bin yıl önce ve şimdi de kız çocuklarını doğar doğmaz kanadından bir çizik atmıştır . Prenses de olsa cadı da olsa tanrıça da olsa özgürce ve eşit yaşama arzusuyla mücadeleye ve savaşa sokmaktan çekinmemiştir. Çekinmeyecektir de. Üç bin yıl sonra kız çocuklarının özgürce uçabilmesi için
Yaralarımızı biz saralım ki kaderlerimizi İasonların ,kralların insafına bırakmayalım .
Sevgiyle…