Ağustos 2021

Pazarlığa Açılan Haklar

Aydan Dağlar

Günümüzden birkaç yüz yıl geriye doğru bir yolculuk yapsak o zamanın insanları 2021 yılında yaşananları şüphesiz büyük bir yıkım olarak görürlerdi.

1857’de hakları uğruna canlarından olan kadınlar  2021 yılında ve “aydınlanma” olarak tarif edilen çağda kadın haklarının ulus ve devlet farketmeksizin pazarlığa açılmasını “karanlık gelecek” olarak tarihten silmek ve onurlu mücadeleleri yaşatmak  isterlerdi.

Bugün Afganistan’da yaşanan zulme karşı durmak ve ülkemizde öldürülen her kadın için ses olmak isteyenler gibi. Ayrılınan İstanbul Sözleşmesi’ne rağmen  haklarına sahip çıkan gibi.

Başrolünde kadınların olduğu diğer her aktivite -dünyayı kadınların doğurmasından kaynaklı sanıyorum- pazarlığa açılan her şeyden  daha çok gündemde kalıyor.

2021 yılında dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kadınlar yaşamak için direniyor, yaşıyor, yaşatıyor, ilham ve umut olmaya devam ediyor. Tıpkı A Milli Kadın Voleybol Takımı’mız gibi.

A milli kadın voleybol takımımız başarılarına yenilerini eklemeye devam ediyor. Avrupa Şampiyonası’nda gruptan namağlup ve birinci olarak çıkmayı başardı. Sırada son on altı mücadelesi ve şampiyonluk var. Üstelik bu başarılar sadece milli takımlara ait değil. Kulüpler bazında da dünya voleybolunda en iyilerden biriyiz. Sınırlı sponsorluk, medya ve kamu  desteğine rağmen.

Kadın voleybol takımlarımız dünyanın en iyi takımları arasında yer alıyor. Hatta ilk sıra çekişmeleri bizim takımlarımız arasında yaşanıyor. Turnuvalarda ilham olan isimlerini ezberlediğimiz, karşı tarafın en skorer oyuncularının Türkiye ligi oyuncuları olması maalesef  A Milli Kadın Voleybol Takımı’mızın çılgın pasör çaprazı Ebrar’ın kız arkadaşıyla olan fotoğrafını kişisel sayfasında paylaşması  kadar gündem olmuyor. Turnuvalarda en değerli oyuncu seçilmesi, genç yaşına(2000 doğumlu) rağmen yaşça tecrübeli rakiplerini dize getirmesi; aynı topu, aynı zafer ve mağlubiyetleri paylaştığı takım arkadaşlarının bir başkasının cinsel yönelimleri ve kişisel tercihlerinin arkasında durması kadar magazin sayfalarında yer bulamıyor.

Mesela yaklaşık iki hafta boyunca sadece Manavgat’ta yaklaşık 57 bin hektarlık alanın yanması, yanan arazilerden imara uygun olanlar için yanından saatler sonra üstelik yangına ciddi yetkili bir müdahalede bulunulmadan “imara açılması” yönünde verilen kararlar kadar. Hala gündemde yer edinmemiş Tunceli yangını. Her alanda olduğu gibi göç politikası üzerinden yaşanan kutuplaşmalar ve sonuçları kadar. Temmuz ayında erkek şiddetiyle katledilmiş 20 kadın kadar. Ölçeği küçülen pandeminin gizlenen ve doğruluğundan şüphe edilen verilerle, aşı karşıtlarının  manipülatif çabalarıyla ülkemizde hala ciddi can kaybına neden olması üstelik önlem olarak etkisi ve telafisi yılları, nesilleri bulacak okulların kapatılması  ortak kararında buluşulması kadar. Pandemide “hakkınız ödenmez” denilen sağlık çalışanlarının maaşlarının düşürülmesi ve her gün yurtdışına çıkmak uğruna eğitimlerini hiçe sayarak beyin göçü vermemiz kadar. En az gülen insanlara sahip olmamız, ekonomik krizi hissetmemek için nefes dahi almamamız gerekmesi  ve en korkutucusu aklıma gelen onlarca şeyi yazmaktan geleceğim ve sevdiklerim adına endişe duyarak vazgeçmem kadar.

Bütün ideolojilerin, başka yaşam düşlerinin ardında sadece burada doğduğumuz ve doymak istediğimiz için vazgeçtiğimiz hayallerimizin faturasını asıl sahiplerine değil de  dünyanın en güzel şeyini paylaştığı için Ebrar’a kesilmeye çalışılması  gibi  dünyaya meydan okuyan kadınların gücü göz önüne alınıldığında henüz zamlanmamış sadece kullanım bedeli kadar ucuz kalıyor.