Nisan 2022

Acı

Buğra Can Özten

Bir daha hiç bir şeyi hatırlayamayacak olman

Ne acı …

Gözlerini de …

Düşünsene, gördüğünde hiç bir şey hissetmeyeceksin ,

Tanıdık gelmeyecek mesela.

Dalıp gidemeyeceksin gökyüzünün sonsuz güzelliğine.

Öyle ki kendini bile bulamayacaksın.

Saatlerin geri saracak,

Ama sen eski zamandan bir haber kalacaksın.

Ah ah !

Kokusunu da astın oysa duvarına.

Nerden bilebilirdin ki nefesine yabancı olacağını.

Öyle ki.

Atkısı olduğunu üstünde ki işlemeden de anlamayacaksın.

Aldığın koku havadan daha başka bir anlam taşımayacak.

Sinmeyecek üstüne sigaradan başka bir şey.

Onu da, sen boşver .

Gözyaşlarını görme,

Elini tutma…

Ne acı !

Bir gülse ömrüne ömür katardı, şimdi ise üç saniyeni aldı.

Ahmaklığında bu olsun.

 ” Gülüşünü nasıl unuttum ? ” Bu soru tırmalarken aklını,

Dünyanın en güzel duygusunu yitirmekle yetineceksin.

Geceler uzadı.

Gündüzler kısaldı.

Yıllar yoktan bir çukur hafızanda.

Bir ses var tanıdıktan öte, kulağına çengel.

Bir şeyler hatırlatmalıydı.

Oysa şiirlerinde ilhamdı.

Bir “ihtimal”di.

Şimdi sanki hiç yok gibi.

Ne acı !

bir daha bu sesi hatırlayamayacak olmak .

Bir şimşek, bir yıldırımdan çok daha farklı.

İçini serinleten, uzak diyarların sahibi.

Özlemin bilhassa kendisi.

Nerde ?

Nerde yüreğinin yankısı ?

Ne acı !

Bir daha hiçbir şeyi hatırlayamayacak olmak.

Saçlarını da …

Saçlarını savururdu.

Ne güzelde savururdu halbuki.

Metrelerce uzaktan tanıdığın saçlar değil artık onlar,

Sıradan, öylesine, hissizce.

Yok öyle saçlarıyla oynarken uyuma hayali

Umuttu,

Unuttun.

Unuttun mu ?

yokluğun, yokluğunun ilk hecesi gibi .

Unuttuğun tüm anılar

Kapında ard arda sırada.

Siyah bir perde hafızanın tam ortasında.

Yarınlar yakın, dünse alabildiğine uzak.

Tamda şimdi.

Göğe bak.

Bu sefer yıldızlar sana hiçbir şey anlatmayacak.

Ve

Ne acı !

Yarınlar bunu da hatırlamayacak …