Mayıs 2022

Poster

Aydan Dağlar

Taşınmaların, gitmelerin her iki taraf içinde tarif edilemeyen bir burukluğu olduğunu düşünürdü. Sadece düşündüğü değil artık tecrübe ettiği bir şeydi de. Çocukken gidenlerin yerinde olmak isterdi. Kalan olmak küçük bedenine ağır gelirdi. Üstelik ne zaman geleceklerini bilmediği sevdiklerini yollamak hiç bitmeyen ama kaldıkça artan ağırlığıyla burnunda akmaya hazır, sürekli sızıya dönüşen bir umuttu. Şimdi aklı erdikçe farkediyordu ki gitmek de en az kalmak kadar zordu. Gitmek mevsimine göre valizini toplayıp kışın biraz kışlık erzağını doldurmak, yazın bahçeden taze yemişler götürmek, dolap boşalınca işler toplayınca geri dönmek; arkandan çabuk gelsin diye atılan bir kap su değildi. Belki fazla yükü eve taşıma telaşı, sert zemine çarpan suyun sesine şaşarak dönüp bakmaktı. Kafasını arkaya çevirip bıraktıklarının ne zamandır ona ait olmadığını sormaktı. Bazen de geriye bir kez bakmadan gitmekti. Giderken geriye bakmayanın aklı geride kalmıyor değildi. Gelirken getirdiklerinden daha fazlasını bırakmaktı perdesiz camdan yansıyan kendinden görüldüğü üzere. Bir valiz bir el çantasıyla geldiği evden bir araba eşya çıkmıştı çoğunu dağıttığı halde.

Emaneten oturduğu sandalyede bir yandan bunları düşünürken bir yandan neyi nereye koysam diye düşünüyordu. Bırakmak istediklerini bir köşeye itip el süpürgesiyle yerde kalan kırıntıları topladı. Yerler gözüne temiz gelince bıraktı süpürme işini. İsli duvarların posterlerden, tablolardan  boşalan yerleriyle gerçek rengini gördü. Kendi rengini görmek için badana yaptırması gerekecekti yeni kiracının.

Duvarın yaralanan yerlerine takıldı gözleri. Kısacık ömrünün geçmek bilmeyen kışlarını hatırlattı bu yaralar ona. Maskelenmiş, kirlenmemişti ama iz bırakmıştı. Kendi yüzünü düşündü. Bu evin duvarları gibiydi aynı. Bazen de yaşlı bir insan yüzü gibi oluyordu evlerin çehreleri. Bu yüzden gittiği evleri dikkatle incelerdi. Yaşlı insanlarının yüzlerini görmeye çalışırdı duvarlarında, en çok da nenesinin. Tanıdığı ve görmek istediği tek yüz olduğu için.

  Küçükken yaşadıkları evde nenesinin iz olur, boyaları sökülür diye bir çerçeve çivisi çaktırtmadığı, poster astırmadığı geldi aklına. Çocukluk hayallerinden biriydi duvarları sevdiği şeylerin posterleriyle kaplamak. Şimdi nenesinin ölümü üstünden yedi bahar geçip sekizinci kışına girerken iki göz evinin tüm duvarlarını imece, ağdalı edebiyat dergilerinden; eskimemiş, tozlu sahaflardan topladığı posterlerle doldurmuştu. Başarması en kolay hayal olmuştu bu. Diğer hayallerini küçük kutulara sığan  eviyle beraber taşıyacaktı.

  Gözlerinin önünden aktı  iki göz odaya sığan anıları. Kalan eşyalarını  topladı, market çöplerinden topladığı kolilere doldurdu. Duvardaki küçük arşivini hevesli arkadaşlarına paylaştırdı. Kolilerin üstüne isimleri, eşyaların çeşitlerini yazdı. Sadece nenesiyle fotoğrafının olduğu çerçeve  kaldı duvarda. Nenesi ölmeden önce, okulu kazandığı zaman çektirmişlerdi. ”Ben okuduğunu göremem de sen mezerime çağır” derdi. Şimdi duvarları böyle yaraladığını görse bastonunun başıyla  dürterdi.

Kerpiç evlerinin duvarları sanardı nenesi beton duvarları. Kerpiçe açılan delikler kesilmiş kolonlar kadar tehlikeliydi. Kışın soğuğu, yazın börtü böceği geçirirdi. Son yıllarını beton yapılarda geçirmesine rağmen hala alışamamıştı. Her fırsatta duvardaki delikleri doldurmak gerek derdi. O varken gönlü kırılmasın diye dokunmamıştı duvarlara. Topladıklarını arşivleyip kaldırırdı. Nenesi öldükten sonra, taziyeye gelen misafirlerin ayağı kesilince ilk işi poster asmak oldu eve.

Sırf zamanında astırmadı duvarlara, kapılara diye evde boş duvar bırakmamıştı hıncından. Kötücül bir hınç değildi biliyordu bunu. Hata imkanı tanıdığı hınçları alabiliyordu geçmişten. Tüm hınçlarını, buruk anılarını sırt çantasında taşımıştı bunca yıl. Yeni anılar yaşamak burdaki anıları satmak için taşınıyordu başka bir yere. Uydurduğu neşeli anıları satmak için.

Yalanları ortaya çıkmasın diye dağıtmıştı posterleri biraz da. İmkan bulduğu hatalarına, uydurduğu anılara  tanıklık etmesinler diye. Ama nenesini koydu çantaya.

Yalnız kendine sır aslı, geçmişiydi nenesi de ondan.